Sanatın renkleri içerisinde hat sanatının yeri de ayrıdır. Bir hattatın dediği gibi “Hat ruh’u adeta bir hamur gibi yoğurur.” Bu sanata başlayanların ilk öğrendikleri “Rabbi yessir velâ tuassir Rabbi temmim bi'l-hayr” duasını yazmaktır. Yani “Rabbim kolaylaştır, zorlaştırma, başladığım işi hayırla tamamlamayı nasip et.” diye dua etmektir. Selçuklu vakfının web sayfasında yazı yazmam bu dua ile ve “Teknoloji Dünyası” adını verdiğim bu köşede Bismillah diyerek bana göre Türkiye’nin Yeniden Diriliş günü olan 15 Temmuz’un akabine denk geldi.  His ve duygularım doğrultusunda kaleme aldığım bu yazımı sizlerle paylaşarak başlamak istedim. Gayret bizden Tevfik Allah’tandır.

Öyle zamanlar vardır ki geleceğe uzanan ve ona yön veren bir tarih diliminin içinde onu canlı olarak yaşarsınız  ve ona şahitlik edersiniz. 15 Temmuz 2106 Cuma günü de böylesi bir tarih kesitinin olduğu zaman olarak yüzyıllar ötesine uzanacaktır. 

15 Temmuz Cuma günü saat 22.30 civarlarında yakın bir arkadaşım heyecanla arayarak İstanbul’da köprülerin askerler tarafından tutulduğu ve bir askeri darbe olma ihtimali olabileceği söyleniyor demesi ile heyecanlanıp hemen televizyonu açtım. Fakat olağanüstü hiçbir şey görünmüyordu. Bir müddet sonra bazı kanalların alt yazılarında bir grup tarafından bir askeri kalkışma yapıldığı yazıları çıkmaya başladı. Hemen oğluma yatsı namazımızı kılalım ve dışarı çıkalım dedim. Birlikte namazımızı kıldık. Eşime Gaziantep Üniversitesinde öğrenci olduğu için orada bulunan  küçük oğluma da söyle oda  dışarı çıksın dedim.  Telefonla yakın bazı  arkadaşlarımı arayıp millete karşı yapılan bu darbeye sessiz kalamayacağımı söyleyip  dışarı çıkacağımı söyledim. Onlar da benimle aynı duygular içindeydiler. Birisi havaalanına, diğeri Kızılay’a gideceğini söyledi. İki arkadaşımla da  Eskişehir yolunda bir yerde buluşalım diye kararlaştırdık. . Evdeki bayraklarımızı aldık. Eşim ve kızım ile helalleşip kucaklaştık. 

Evim Çayyolu taraflarında. Yolda  Alacaatlı kavşağında 7-8 bankanın bankamatiğinin olduğu bölgeden geçerken acınası bazı insanların lüks arabalarını kenarlara çekip, bankamatiklerde kuyruğa girdiklerini gördüm. Yaklaşık bir kilometre ileride Angora’daki Saltoğlu Bulvarı üzerindeki Süpermarketlerin insanlarla dolu olduğunu gördüğümde, işlerine geldiğinde demokrasi havarisi kesilen bu insanların demokrasiye yapılan bu darbe karşısında ne kadar bencil olduklarını   görmek yüreğimi sızlattı.  Yazık sizlere diyerek yolumuza devam ettik.  Havada F-16’ların ve helikopterlerin uçuşları ile birlikte Cumhurbaşkanlığı Külliyesinin olduğu yerden silah ve bomba sesleri geliyordu. İşin vehameti ortaya çıkmaya başlamıştı. 

Eskişehir yolundan Kızılay istikametine yolumuza devam ettik. Genelkurmaya yaklaştığımızda,  yol gelen vatandaşların araçlarıyla kapandığından bizde aracımızı bir yere bırakıp koşar adımlarla Genelkurmayın önüne doğru yürümeye başladık. Genelkurmayın Eskişehir Yolu Üzerindeki ana kapısının hemen önünde bir battı çıktı olduğundan Deniz Kuvvetleri ve Genelkurmayın önündeki yollar daralmaktadır. Gittiğimizde bu dar yollarda tanklar bulunuyordu.  

Halkımız tankların önünde birikmeye ve adeta göğsünü tanklara siper etmeye başlamıştı. Tanklardaki silahlı askerler  önceleri havaya ateş ederken daha sonra insanların üzerine de ateş etmeye başladılar. Tankın önüne geçip yapmayın Allah aşkına diyeninden, millete silah çekilmez diyenine  ve bu ülkede bizi çiğnemeden darbe yapmanıza müsaade etmeyeceğiz diyenine kadar herkes çeşitli tepkiler göstermekteydi.  Getirilen tekbirler Genelkurmay karargahının duvarlarında yankılanıyordu. 

Zamanla göğsündeki  imanını bedeninde zaptedemeyen bazı cesur insanlar tankların üzerine  de çıkmaya başladılar. Paniğe kapılan tanklar çevrelerindeki insanları tankın namlusunu aşağı yukarı, sağa sola seri hareketlerle çevirerek ve insanların üzerine tankları yürüterek püskürtmeye çalıştıysa da milletin azimli ve iman dolu duruşunu akamete uğratamadı. 

Bu arada F-16’lar halkın tepkisini kırmak için alçaktan ve ses hızını aşan süratleri neticesinde oluşan patlama ile insanları korkutmaya da muvaffak olamayınca bu sefer helikopterlerden de ateş edilmeye başlandı. İnsanlar adeta taranıyordu. İnsanlarımız askerimizin  kendi milletine kurşun sıkmayacağı öngörüsü ile yapılan ateş etmelerin plastik mermi olacağını birbirlerine söylerken, yaralanma ve ölümlerin başlamasıyla bu gözü dönmüşlerin kendi milletine kurşun sıkan onları  bombalayabilen satılmış hainler olduklarını anlamaya başladı. 

Gözü dönmüş tanklar önlerine çıkan  vatandaşların arabalarını kağıt gibi eziyorlardı.  Tankın bir tanesinin üzerine brandası vatandaşlar tarafından çekilince görüş menzilini kaybeden tank battı  çıktının yan duvarını vatandaşları süpürerek yıkınca 5-10 kişilik bir grup yaklaşık 15 metrelik yükseklikten aşağı düştüler . Ölen ve yaralananlar vardı. Ambulanslar sık sık içeri girip ölü ve yaralıları alıyorlardı. Tahmin ediyorum tanklar zor durumda kaldıklarından,  aldıkları talimat doğrultusunda  Genelkurmay’ın bahçesine sığınmak durumunda kaldılar. Genelkurmayın bahçe duvarını yıkarak içerideki ağaçları ve direkleri süpürerek içeri giren ilk tankı diğerleri takip etmeye başladı. 

Yaklaşık 03.00 sularında tankların içeri girdiği yerin hemen yanına üç tane helikopter birbiri ardınca inip kalkmaya başladı. İçlerinden bazı askerler indi. Bir müddet sonra helikoptere birileri bindirilerek götürüldü.  Biz darbeciler kaçıyorlar mı acaba diye düşünmüştük. Ama daha sonra öğrendik ki götürülen kişi Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’mış. Daha sonra vatandaşların Genelkurmayın bahçesine duvarlardan tırmanarak çıkmaya başladıklarına şahit olduk. Ama bir müddet sonra onları silahla karşılık verildiğinden geri çıktıklarını izledik. Asker resmen siper alıp vatandaşını keklik gibi avlamaya çalışıyordu. İnsanlar da bir yerlere siper olmaya çalışıyorlardı. 

Bir taraftan sağdan soldan gelen haberlerle insanlar olan biteni takip etmeye çalışırken, askerlerden bazıları da saf değiştirmeye başladı. İnanarak verilen direniş semerelerini vermeye başlamıştı. Alemlerin sahibi olan Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’inde bunu bize zaten haber vermiyor muydu?

Aşağıda darbe teşebbüsünün yapıldığı gün olan 15 Temmuz 2016 Cuma gününü gösteren bir takvim yaprağındaki tevafuk çok ilginç;

Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz.”(Ali İmran, 39)

Bize adeta bir müjde niteliğinde. 

Bu işin perde arkasında haçlı zihniyetinin olduğunu adeta gösterircesine yine çok ilginç dir ki; takvim yaprağında bu gün tarihte  “Haçlıların Kudüs’ü İşgali” olarak yer almakta…

15 temmuz cuma

Yüce Mevla milletimize bir daha böylesi ihanet dolu günler göstermesin. Bu günleri bizlerin yeniden dirilişine vesile kılsın.

Ahzab Suresi'nin 23. Ayetinde Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor; 

“Müminlerden öyle yiğitler vardır ki Allah’a verdikleri sözü yerine getirip sadakatlerini ispat ettiler. Onlardan kimi adağını ödedi, canını verdi, kimi de şehitliği gözlemektedir. Onlar verdikleri sözü asla değiştirmediler.”

Cenab-ı Allah ülkemizin içinden geçtiği bu zorlu günlerde Allah yolunda şehit olan kardeşlerimize cenneti ve cemalini görmeyi nasip etsin. Şehitliği gözleyen bizim gibileri de affetsin ve bu ulvi makamı bizlere de nasip etsin.

(Not: Şu günlerde “demokrasi şehidi” gibi kavramlar kullanılmaya başlandı. Şehitlik yalnızca Allah içindir. Şunun bunun şehidi olmaz.) 

Selam ve muhabbetle,

Köşe Yazarları