Piyonlar, maşalar devreye yeniden sokuldu.
Yıllardır dile getiriyoruz.
Hedef Türkiye’dir.
Hedef İslam coğrafyasıdır.
Bu gerçeği yıllardır dile getiriyorum.
Bu konuda belgeli yüzlerce yazım var.
Bu gerçeğin altında yatan duruşları iyi tahlil edersek oyunlar bozulur.
Hedef tarihin akışını kendi mihverinde akmasını isteyen Türkiye’dir.


Türkiye’de ne zaman Kılıçarslanların, Selahaddin Eyyubilerin, Yavuzların tavrı sergilenmişse Siyonist haçlı saldırıları artmıştır.
Bilinmelidir ki, bu saldırılar hiç durmamıştır.
Sadece artmıştır ve arttırılmıştır diyoruz.
Sebeb bellidir.
Sebep kendi mihveri üzerinde büyümek isteyen Türkiye’dir.
Türkiye yakın zamanda mihver değiştirmek istemiştir.
Nüfus politikasında, tarih, coğrafya ve kültür siyasetinde kendi mihverini esas almaya başlamıştır.
Bu mihver etrafında ekonomisini, askeriyesini ve teknolojisini geliştirmeye, bunlara dayalı olarak siyasi irade ile strateji ve taktik geliştirmeye başlamıştır.
İşte saldırıların arttırılmasının temel sebepleri bunlardır.
Yön veren Türkiye’nin önünü kesmektir.
Bütün piyonlar ve maşalar devreye sokulmuştur. İslam coğrafyası kan gölüne çevrilmiştir.
Hep piyonlar ve taşeron örgütler devreye sokulmuştur.
Türkiye’deki basın yayın organlarındaki yazılara bakınız bunu rahatlıkla anlarsınız.
Kalemleri ve kelamları hep Siyonist haçlı anlayışı ile örtüştüktür. Çünkü emir eri durumundadırlar.
Bu yetmezmiş gibi dini görünümlü diyalogcuların tahribatı devreye sokulmuş ve gönül kırıklıkları arttırılmıştır.
Yetmedi kendi lejyonerlerini ve silahlarını açıktan devreye sokulmuştur.
Bu saldırılar biter mi?
Devreye sokulacak taşeronlar, piyonlar ve maşalar tükenecek mi?
Elbette bitmeyecektir.
Kabillik ve şeytanlık hep var olacaktır.
Tapınakçılık ve haşhaşilik bitmeyecektir.
Önemli olan bizim bu tür faaliyetlerin farkında olmamız ve “Habil”leşmemizdir.
Bizler Habil’ce tavır sergilersek Cenabı Allah’ın nusretini eksik olmaz.
Zafer inananların olmuştur her zaman.
Yeter ki, inancımız sahih ve muhlis olsun.
Türkiye “ilayı kelimetullah" doğrultusunda nizam-ı âlemi hedeflediği ve gereğini yapmaya çalıştığı müddetçe küresel haydutlar ve piyonları kaybetmeye mahkûmdur.
Elbette ki, her davanın bedeli vardır.
Bedellerin azaltılması hedef doğrultusunda çaba göstermeye bağlıdır.
Nüfus, tarih, coğrafya ve hars mihverli, iktisadi, askeri ve teknolojik güç ve bunlara dayalı siyasi irade bedellerin azalmasının sebebidir.
Evet, inanıyoruz birgün bütün zalimlere “bir dakika” denilecek.
Evet,
İnanıyoruz birgün dünya beşten büyük olacak.
Çünkü bizim gayemiz kökleri derinlerde dalları sema'ya yükselendir. Gayemizin kökleri Kur’an ve Sünnettir.
Dalları dünyaya yayılan nizam-ı âlemdir.
Çünkü bizler her zaman “Allah’ın birliği ve Hz. Peygamberin risaleti dışında tartışılmaz”ı olmayan milletiz.
Bizim davamız Cenabı Allah’ın yolunda olmaktır.
Gün gelecek Anadolu coğrafyası Türkistan coğrafyasıyla kaynaşacak ve İslam coğrafyasını oluşturacaktır.
Bu coğrafyanın insanı, dünyanın neresinde olursa olsun mazlumun yanında yer alacaktır.
Küresel haydutlar ve piyonları yenilecektir.
Bilinmelidir ki, cenabı Allah bunu garanti ediyor.
Yeter ki, bizler, bizlere vaz ve vahyedilen ilkelere göre hayatımızı tanzim edelim.
Unutulmamalıdır ki, gayret bizden Tevfik Allah’tandır.
Selam ve Sabırla…

Köşe Yazarları