(Hâlâ FETÖ diyenlerin, FETÖ’den farkı yoktur)


Daha önce; “Terörizmin son aşaması küresel terörizm” ve “Terör ve çözüm önerileri” yazılarımızda da ifade etmiştik. FETÖ, PKK, PYD, DEAŞ gibi terör örgütleri, arkalarında kendilerini destekleyen güçlü ülkeler olmadan uzun süre ayakta kalmaları imkânsız demiştik. Bu gibi şeyleri illa yaşayarak öğrenmek, ülkeler ve milletler için gerçekten büyük enerji kaybı.
1995-1996 yıllarında gördüğüm bazı hadiselerden dolayı ben bu cemaati şiddetle eleştiriyordum. Tabii bu eleştirilerim karşılıksız kalmıyor, mağdurlar zincirine ekleniyordum.
Yıl 1999, Fetullah gülen Amerika’nın kucağına oturduğunda, eleştirilerde ne kadar haklı olduğumuz bir kez daha teyit edilmişti.
Kısa bir anekdot; sanırım 2001 ya da 2002 yıllarıydı, cemaatçi takılan bir arkadaş bizi iftara davet etti. İftardan sonra bir odaya çekildik sohbet ediyoruz. Odada 4 kişiyiz, arkadaşın kendisi ve 2 delikanlı oğlu ile…
Sohbet Fetullah Gülen’e gelince dedim ki; “Fetullah Gülen Amerika’nın kucağına oturmuş, Türkiye’deki cemaatine talimatlar veriyor. Senin Hoca Amerika’nın taşeronluğunu yapıyor. Hadi iyi niyetle düşünelim, Amerika Hocaya kendi menfaatlerine aykırı konuşma yapmasına izin verir mi? Yani Fetullah Gülen’in söylediklerinin hiçbir hükmü yoktur. Konuşacaksa Türkiye’ye gelsin” dedim.
Arkadaşımız beyninden vurulmuşa döndü, çocuklarına; “çıkın dışarı” diye haykırdı. Sonra bana döndü; “abi sen ne yapıyorsun, çocukların kafasını karıştırıyorsun” dedi.
Ona dedim ki; “madem öyle, çocuklar da gelsin, bunun böyle olmadığına beni de çocukları da ikna et”
Bu olaydan sonra da aramıza aşılmaz dağlar girdi.
Türk milliyetçilerinin kafalarında hep kalın, keskin çizgiler vardır ya; kısa, küçük, basit formüller gibi. Genellikle bu formüller hep doğru yolu, doğru kıbleyi gösterir. Adam Amerika’nın kucağına oturmuş, Türkiye’deki Mankurtlarını sevk ve idare ediyor. “Türkiye’ye gel” diye çağrılar yapılıyor. “Türkiye’ye gelirsem beni hapse atarlar” diyor. Yani; 12-13 yıl evvelinden bahsediyorum.
Kendini iman abidesi olarak konumlandıracaksın; kadere iman, Allah’ın(cc) yazgısına iman dersleri vereceksin sonra da; “ya beni hapse atarlarsa” diye gâvurun kucağında oturacaksın. İşte o zaman bizim basit formüller devreye giriyor; “Olamaz böyle bir şey, sende başka bir dümen vardır” hükmünü verebiliyoruz.

Bugüne kadar yapılan tüm darbelerin arkasında ABD çıkmadı mı?

Dün, Devlet Bahçeli çok güzel bir ifade kullanmış; "12 Eylül'de bizim çocuklar başardı diyorlardı, çok şükür 15 Temmuz'da onların gayri meşru çocukları kaybetti.”
27 Mayıs, 12 Eylül, 28 Şubat darbeleri sonrası, ABD ne kadar da mağrur bir edayla gururlanarak; “bizim çocuklar başardı” diye caka satıyordu.
Ama sadece Amerika mı? İngiltere’si, Almanya’sı, Fransa’sı, Belçika’sı da bu darbe girişimini desteklemiyorlar mıydı, başarılı olmasını istemiyorlar mıydı?
Bakın; Türkiye'deki darbe girişiminin konuşulduğu İngiliz devlet kanalı BBC'de darbeci teröristler savunularak, Sky News diplomasi editörü Tim Marshall, "Darbecilerin en önemli hatası Erdoğan'ı öldürmemek" ifadelerini kullanabiliyordu. Marshall devamında "Yapmaları gereken ilk şey Erdoğan'ı öldürmek ya da tutuklamak" diyordu.
Açıkça teröristlere sahip çıkan Tim Marshall darbecilerin yaptığı çoğu şeyin doğru olduğunu savunuyordu.
Bu sefer ABD’den, Yazar ve medya yorumculuğu yapan eski asker Ralph Peters de 16 Temmuz sabaha karşı, ABD Dışişleri Bakanlığı adına yapılan açıklamada; "Türkiye için istikrar, barış ve süreklilik umduğumu söylüyorum" gibi yuvarlak bir açıklamayı dahi kabullenemiyor. Ralph Peters çıktığı Fox-TV ekranlarından, “Obama ile Kerry gâfil; Türkiye’deki darbe girişimi başarılı olmalıydı” yorumunu yapıyordu, sonra da “Türkiye’nin son umudu da öldü” makalesini yazıyordu.

Dostlarımız bunu söylerken, düşmanımız Rusya ne diyordu? Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova; darbe girişiminin Polonya'nın başkenti Varşova'da yapılan NATO zirvesinden sadece bir hafta sonra gerçekleştiğine dikkat çekerek, "NATO, birlik üyesini muhtemel tehdit konusunda uyarmadı. En büyük askeri yapı olan ve güvenlik konusundaki çalışmalar için her türlü imkâna sahip olan NATO, Türkiye'nin ve bölgenin güvenliğiyle ilgili tehdit hakkında tek bir bilgi dahi vermedi" diyor.
NATO nedir? Batı, güya güvenliğimizi sağlayacak olan Batı İttifakı. Rusya çok kibar bir dil kullanıyor; “Siz bu darbe girişimini biliyordunuz, bilmemeniz mümkün değil ama bu bilgileri müttefikiniz olan Türkiye’ye vermediniz” diyor. Rusya da biliyor, dünya da biliyor ki 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında Batı vardır.

FETO ne diyor?

FETÖ, ABD’nin New York Times gazetesine kendi adıyla yazdığı makalede, kendisi ve arkadaşlarının Batı'nın hizmetinde olduğunu söylüyor. “O'nun amacı kanıt yetersizliğine rağmen amacı benim iademi sağlamak. Erdoğan'ın istediğini verme arzusu anlaşılabilir ancak ABD buna direnmeli" diyor.
Batı’yı yukarıda izah ettik ve 15 Temmuz darbe girişimini nasıl desteklediklerini de….
Bir defa burada FETÖ çok açık ve net itirafta bulunuyor:
-“Ben ve arkadaşlarım Batı’nın yani; Amerika, İngiltere, Almanya ve Fransa gibi ülkelerin hizmetindeyiz” diyor.
-Bu darbe girişimini sizin adınıza yaptığımı biliyorsunuz, bu hizmetlerime devam edeceğim
-Eğer beni Türkiye’ye iade ederseniz, bu işi birlikte yaptığımı ifade ederim diyerek de aba altından sopa gösteriyor
Yaklaşık bir yıl önce Cumhurbaşkanı Erdoğan FETÖ’cülerle ilgili olarak; “Tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet..” dediğinde, bunu çok doğru bir tespit olduğunu yazmıştım. FETÖ’nün; Batı’nın ajanı olduğunu, düşman tarafında olduğunu, düşmana hizmet ettiğini itiraf ettikten sonra, bu örgütten yana olduğunu söyleyenler için, tabanı da ortası da, tavan olmuştur.
Hayatta en tehlikeli ve korkunç insanlar sinsi, ikiyüzlü olanlardır. Bu da münafıklığın alametidir. Kur'an-ı Kerim'e Göre Münafıkların Özellikleri Müslümanları aldatmaya çalışırlar: "Allah'ı da, müminleri de güya aldatırlar. Hâlbuki onlar kendilerinden başkasını aldatamazlar da yine farkına varmazlar." (2/Bakara, 9) Şüphe yok ki münafıklar cehennemin en alt katındadırlar. Artık onlara asla bir yardımcı bulamazsın. (Nisa: 145) - Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Münafığın üç alameti vardır: Yalan söyler, sözünde durmaz ve emanete hıyanet eder.) [Buhari] Bu hainlerde hala münafıklığın alametini göremeyenlere ne demeli?
Aldatılmak da insan nefsine en ağır gelen duygudur, hazmı çok zordur. İnanmak istemezsin, hayaller kurarsın ve sürekli kendini kandırırsın. Allah(cc) var gam yok… Yalan söyleyenlerin, sözünde durmayanların ve emanete hıyanet eden münafıkların Allah(cc) belasını elbette verecektir.

Köşe Yazarları