Türkiye’de 50 yıldır, en çok demokrasi naraları atan, demokrasiyi ağzından düşürmeyen CHP, bu gidişle ömrü billâh iktidar olamaz. CHP’lilere samimi olarak soruyorum; sizce demokrasi nedir? Darbelerden medet ummak mı? Devletin kalbine hançer gibi saplanan, başları Amerika’nın kucağında, İsrail’in taşeronluğunu yapan bir örgütten medet ummak mı? Yoksa, yabancı istihbarat örgütlerinin ve içerdeki bir takım medya kuruluşlarının büyük desteğiyle, Gezi eylemleri misali halkı sokağa döküp, yakıp yıkarak hükümeti düşürüp yerine geçmek mi demokrasi? CHP, 1950’den bu yana milli iradenin tecellisi neticesi iktidara gelememiş. Ancak, 27 Mayıs darbesi sonrası, 21 Mart muhtırası sonrası ve 1978 de 11 milletvekili satın alınıp hepsi birden bakan yapılarak ve en sonuncusu da (DSP) 28 Şubat post modern darbe dedikleri süreçten sonra kısa süreli koalisyon şeklinde hükümette yer almışlardır.

Devamını oku...

Selçuklu Sosyal Güvenlik, Eğitim, Kültür ve Dayanışma Vakfının T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile birlikte gerçekleştirdiği “Akraba Türk Toplulukları Gençlik Kurultayı” samimî bir ortamda, bir o kadar da muhteşem bir şekilde sona erdi. Bu kurultaya, 28 Kasım – 01 Aralık 2013 tarihleri arasında, Türk Dünyası Kültür Başşehri Eskişehir ev sahipliği yaptı. Hiç de kolay değildi, Türkiye’nin hemen hemen her ilinden, Dünyanın 27 ülkesinden 400 öğrenciyi bir araya getirmek. Bu proje, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından 3 ay evvel vakfımıza tevdi edildiğinde epeyce heyecanlıydık; zira ilk defa böylesine büyük bir kurultayı gerçekleştirecektik. Dünyanın neresinde Türk ve kendini Türk milletine yakın hisseden topluluk varsa onlara ulaşacak, onların gençlerinden temsilcileri Türkiye’de buluşturacaktık. En ufak bir hata, bu gençlerin nezdinde Türkiye’nin imajına zarar verebilirdi. Başta vakıf başkanımız Prof. Dr. Turan Güven olmak üzere, tüm mütevelli heyeti iliklerimize kadar bu sorumluluk duygusunu taşıyorduk. Rabbime şükürler olsun ki, her şey umduğumuzdan çok daha güzel gerçekleşti.

Devamını oku...

Günümüzde, Türkiye ve Dünya gündemini en fazla işgal eden konuların başında; terör ve terörizm gelmektedir. Özellikle, 21. yüzyılın düşük yoğunluktaki çatışmaları niteliğinde, Psikolojik savaşın da bir unsuru olarak kullanılan terörizm bir nevi savaş yöntemi olarak da kabul edilebilir. 20. yy.da Avrupa’nın göbeğinde meydana gelen iki büyük Dünya Savaşı, Avrupa’yı adeta yerle bir etmiştir. İlk defa uzak kıt’a Amerika’daki; ABD’leri küresel güç konumuna gelmiştir. Bu durum Avrupa ülkeleri için hazmedilmesi mümkün olan bir durum değildi. Avrupa’nın, kanlı-kinli düşman ülkeleri, düşmanlıklarını bir kenara bırakarak 1958 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu adı altında bir araya geldiler. Ne kadar güçlü de olsalar, küresel aktör konumundaki ülkeler bin yıllardır süregelen klasik savaşlara cesaret edemedikleri, bu nedenle de büyük ölçüde, er meydanı da denilen klasik savaş yöntemlerini terk ettikleri görülüyor. Er meydanından kaçan Batı medeniyeti, emperyalist emellerini gerçekleştirmek maksadıyla, daha kaypak ve kalleşçe olan, terörizmi ve terör örgütlerini silah olarak kullanmaya başlıyorlar. En kabadayısı ABD’leri bile Irak gibi yetmiş yıl önce İngiltere tarafından kurdurulan yapay bir ülkeciğe erkekçe doğrudan savaş ilan edemiyor. Sözde Irak’a demokrasiyi getirmek, Irak’ın elinde olduğunu iddia ettiği nükleer silahları yok ederek dünya barışını sağlamak için, yanına diğer emperyalist ülkelerin maddi ve manevi desteğini alarak, sözde harekât düzenliyor!

Devamını oku...

Köşe Yazarları